Share This Article
Beşiktaş’ın eski teknik direktörü Ole Gunnar Solskjaer, siyah-beyazlılardaki dönemiyle ilgili itiraflarda bulundu. İşte o sözler…

“Türkiye günleri ‘roller coaster’ gibiydi. Kesinlikle fantastikti, harikaydı. Hem iyi hem kötü günlerde taraftarlar çok tutkuluydu. İstanbul’da yaşamak, Türkler ile bir arada olmak kesinlikle fantastikti.
Ben Beşiktaş’a istikrar getirecek doğru kişi olduğumu düşünmüyorum ya da öyle olmasını umuyordum ama olmadı. Olmadı…”
“Ben sakin bir adamım. Ancak onlar kazandıklarında çok yüksekteler, kaybettiklerinde çok dipteler. Ben asla ne çok yüksekte ne çok dipte olurum. Onlar ise çok tutkulular. Örnek vermek gerekirse bir maç kazanınca parti oluyordu, bir maç kaybedince ise herkes ölüyordu.”
Roy Keane’in ‘Türkiye’de teknik direktörler ortalama 6-7 ay görevde kalıyor diye bir haber okudum.’ sözleri üzerine…
“Benden önceki 6-7 teknik direktörden daha uzun kaldım diyebilirim. Beşiktaş, muhteşem bir kulüp. İnsanlar muhteşem. Kesinlikle her şeyi çok sevdim Beşiktaş’ta. Stadyumdaki atmosfer inanılmaz, çılgınca. Galatasaray ve Fenerbahçe’yi evimizde yendik, inanamazsınız atmosfere. O anlarda en iyisi oluyorsunuz. Ancak mesela Avrupa’da bir maç kaybettik. Eleme turuydu. İlk lig maçını kazanmıştık. Sonra Konferans Ligi’nde o eleme turunu maçını kaybettik ve gittik.”
“Konferans Ligi eleme maçını kaybettikten sonra gönderileceğimi biliyordum. Maçtan önce, maç günü başkanla bir yemek yemiştik. Bir gece önce Manchester United, kupa maçında Grimsby’e kaybetmişti. Bu tür şeyler futbolda oluyor yani. Bu konu açıldı yemekte. Biz de İsviçre takımıyla oynuyorduk. Tahtaya vurdular ve ‘İnşallah bizim başımıza gelmez’ dediler. Yemekten 6-7 saat sonra ise ofisinde konuştuk, üzgündük, sarıldık ve birbirimize ‘görüşürüz’ dedik.”
“Basın toplantısındaydım. Bitirir bitirmez ‘Başkan seni görmek istiyor’ dediler. İki ihtimal vardı. Birincisi gönderilmekti. İkinci ise milli araya gidiyorduk, yurt dışında bir yerlere gidecektik ama… Muhtemelen görevimden alınacağım dedim kendi kendime.”
Roy Keane’in ‘Biri seni görevden alıyorsa nasıl sarılabiliyor’ sözleri üzerine…
“Çünkü bu kişisel bir karar değildi. Tüm yönetim oradaydı. Hepsiyle hala çok iyi ilişkilerim var. Sonuçlar iyi değildi ve konunun kişisel olarak benle bir alakası yoktu. Futbolda işler böyle yürür.”
Gary Neville’ın ‘Bu kararın haksız olduğunu düşündün mü?’ sorusu üzerine…
“Benim duygularım önemli değil ki. Bunu yapmak istediler, ben de tamam dedim. Problem yok.”
“Ben Beşiktaş’taki görevi aldığımda, kulübün başarısı için onurumu ve gururumu ortaya koydum. Kendim için değil kulüp için çalıştım. Kendim için çalışmak bana göre değil. Öyle olmasa mutlulukla köşeme çekilir, emekli hayatın tadını çıkarır, TV’lerde yorum yapardım rahatlıkla. Bu rahat bir hayat olurdu. Sana güvendilerse yardım etmek için elinden geleni yapmalısın. Benim düşünce tarzım bu.”
“Beşiktaş’tan önce de birçok kulüp teklif yapmıştı ama doğru teklifler olduğuna dair içimde bir his yoktu. Nasıl derler, güzel bir mücadele ortada yok gibi görünüyordu. Ben geldiğimde kulüpte durum çok kötüydü. İnsanlara, çalışanlara kendilerine güven aşılamaya çalıştım. Sonuçları alıcna her şey kolaydı ama Beşiktaş’ı gerçekten çok sevdim.”
“Beşiktaş ile 1.5 saatlik bir görüşme yaptım ve sonrasında bana teklif yaptılar. Norveç’teki evime gittim düşünmek için, ‘neden olmasın’ dedim. Beşiktaş’ın teklifini kabul ettiğim için hiçbir zaman, küçük bir parça bile olsa pişmanlık duymadım. Muhteşem bir deneyimdi.”